Yönetim Danışmanı Arıyorum: Nasıl Doğru Seçim Yapmalıyım?

Yönetim Danışmanı Arıyorum: Nasıl Doğru Seçim Yapmalıyım?

“Yönetim danışmanı arıyorum” noktasına gelen birçok şirket sahibi için asıl zorluk, danışman bulmaktan çok süreci doğru tanımlamaktır. Yönetim danışmanlığı tek seferlik bir fikir alma işi değildir. Yanlış beklentiyle başlanan süreçler, doğru danışmanla bile sonuçsuz kalabilir.

İlk adım, ne iş yaptırılmak istendiğini netleştirmektir. Stratejik yön arayışı mı var, yeniden yapılanma mı gerekiyor, operasyonel verimsizlik mi hissediliyor, yoksa genel bir performans düşüşü mü söz konusu? Bu sorulara net cevap verilmeden danışman aramak, süreci en baştan yanlış başlatır. Ne aradığını bilmeyen şirketler, kısa sürede “boş ver, bir sürü para vereceğiz” noktasına gelerek işlerin yarısında projeden vazgeçebilirler.

Bu noktada yönetim kurulu dinamikleri özellikle aile işletmelerinde ciddi bir sorun alanıdır. Çoğu zaman kurul üyelerinden biri danışmana ihtiyaç olduğunu düşünürken, diğerleri buna karşı çıkmaktadır. Danışman süreci başladıktan sonra ise bazı üyeler aktif ya da pasif bir şekilde süreci yavaşlatmaya, sorgulamaya veya engellemeye başlayabilirler. Bu durum danışmanlık sürecinin değil, şirket içi mutabakat eksikliğinin böyle bir durum ile gün yüzüne çıkmasıdır.

 

Danışmanlık sürecinin başlamasından önce ortaklar arasında şu sorunun netleşmesi gerekir:
Bu çalışma herkes tarafından gerçekten isteniyor mu, yoksa bu yalnızca bir kişinin talebi mi?

Bir diğer kritik konu sektör uzmanlığıdır. Sektörü bilen danışmanlar firmaya hızlı adapte olabilirler, ancak sektör bilgisi tek başına yeterli değil, hatta tam tersine sektör içinden gelen bakış açısı, bazı yapısal sorunların “normal” kabul edilmesini sağlamış ta olabilir.

Bir danışman seçerken kanıtlanmış geçmiş başarıları incelenmelidir. O sektörde değişik firmalarda değişik kademelerde çalışmış bir kişinin her ne kadar bilgi ve tecrübe dağarcığı yüksek olsa ve sizlerle aynı dili konuşsa da profesyonel bir danışman gözü ile bakış açısı üretmesi kolay değildir. Benzer ölçeklerde, benzer karmaşıklıkta problemleri çözmüş mü, somut sonuçlar üretmiş mi, bu sorular net cevaplanmalıdır. Yönetim danışmanlığı bilgiye dayalı teoriler değil, kanıtlanan sonuçlar üretme işidir.

Türk işletmelerinde sık görülen bir diğer sorun, danışmanlık projelerinin sıklıkla yarıda kalmasıdır. Bunun temel nedenlerinden biri, danışmandan kısa sürede sihirli bir çözüm beklenmesidir. Oysa kimsenin elinde sihirli değnek yoktur. Her alan; sorun olduğu düşünülenler kadar sorun olmadığı varsayılanlar da dahil olmak üzere, sistematik ve yapılandırılmış biçimde test edilmelidir.

Normal olduğu düşünülen her şey test edilir, her standart neden sorusuna maruz bırakılır, yüzeyde görünen sorunların altına inmeye çalışılır. Bu testler yapılmadan sorun tanımı netleşmez. Sorunlar netleşmeden sağlıklı kararlar üretilemez, doğru bir yol haritası ortaya konulamaz. Yönetim danışmanlığı, önce teşhis, ardından önceliklendirme ve sonrasında uygulanabilir bir roadmap gerektirir. Bu süreç emek ister, zaman ister ve sabır gerektirir.

Özetle, yönetim danışmanı ararken mesele yalnızca doğru kişiyi bulmak değildir. Aynı zamanda şirket içinde mutabakat sağlamak, beklentileri gerçekçi tutmak ve sürecin bir gecede sonuç vermeyeceğini kabul etmektir. Doğru şekilde kurgulanan yönetim danışmanlığı çalışmaları şirketi ileri taşır; yanlış beklentiyle başlananlar ise yarıda kalmaktan kurtulamamaktadırlar.